top of page
ChatGPT Image Apr 23, 2025, 04_09_37 PM.png

İnançlı İşlemler İnanç Sözleşmeleri

  • 4 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Kanunen düzenlenmiş güvence yöntemleri olsa da gelişen ve değişen dünya düzeninde uygulamada ekonomik ihtiyaçların karşılanamadığı bazı durumlar yaşanabilmekte ve bu durumlarda da insanların hukuki sınırlar dahilinde başvurabileceği bazı işlemler bulunmaktadır. İnançlı işlemler olarak ifade edilen bu işlemler, iade yükümlülüğü dahilinde güven ilişkisine dayanarak inanan ve inanılan olmak üzere iki taraf arasında bir mülkiyet veya alacak hakkının teminat amaçlı devri şeklinde kısaca açıklanabilir.


inançlı işlemler ve inançlı sözleşmeleri

İnançlı İşlemlerin Hukuki Çerçevesi


Türk hukukunda inanç sözleşmeleri doğrudan düzenlenmemiş olup sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kabul edilir ve değerlendirilir.


TBK madde 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.


TBK madde 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.


Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.


TMK madde 2- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.


Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.


HMK madde 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.


(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.


HMK madde 202- (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.


(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.



1947 Tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı


05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, inanç sözleşmelerinin Türk hukukunda kabul edilmesinde dönüm noktasıdır.


1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda inançlı işlemlere ilişkin uygulamaya yön verilmiştir. İnançlı işlemler, taraflar arasında güvene dayalı olarak yapılabilir ve hukuken geçerlidir. Bu işlemlerin ispatı için tarafların imzasını taşıyan yazılı belge aranır. Ancak tam bir sözleşme olmasa bile, karşı tarafın el yazısını veya imzasını içeren belgelerin varlığı delil başlangıcı olarak kabul edilir. Delil başlangıcı niteliğini haiz yazılı belgeler mevcut ise tanık beyanlarıyla birlikte desteklenerek inanç sözleşmesinin varlığı ispat edilebilir.



Güncel Yargıtay kararlarına bakıldığında da görülmektedir ki 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı inançlı işlemler hususunda dayanak vazifesini sürdürmektedir.


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2762 Esas 2025/2939 Karar sayılı 11.06.2025 tarihli kararında aynen;

"Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla-inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinin 1. fıkrasında ise “Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.” hükmü düzenlemiştir." şeklinde inançlı işlemlere dair görüş belirtilmiştir.



İnançlı İşlemde İade Yükümlülüğüne Aykırılık Halinde Hukuki Yollar


İnanç sözleşmelerinin en temel unsurlarından biri, amaç gerçekleştiğinde veya süre dolduğunda sözleşme konusu devredilenin inanılan tarafından inanana geri verilmekle yükümlü olunmasıdır.


İnanç sözleşmesindeki bu iade yükümlülüğü, güven ilişkisine dayalı inançlı işlemin özünü oluşturur. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde, inanan tarafın hukuki yollara başvurması mümkündür.


Tapu iptali ve tescili davası ile inançlı işlemin varlığı, şartları ve hukuken geçerliliği mahkemece incelenerek iade yükümlülüğünün yerine getirilmesi hükmen sağlanabileceği gibi iadenin mümkün olmadığı hallerde ise inanç sözleşmesi konusu devredilenin bedeli ile inanan tarafın uğradığı zararın tazmini inanılandan talep edilebilir.



Sonuç


İnançlı işlemler dahilinde inanç sözleşmeleri, Türk hukukunda açıkça düzenlenmemiş olsa da sözleşme özgürlüğü ve dürüstlük kuralı çerçevesinde hukuken geçerli kabul edilmektedir. 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı, bu sözleşmelerin geçerliliğini ve ispat şartlarını ortaya koyarak uygulamaya yön vermiştir. Yazılı delil ve delil başlangıcı kavramlarının birlikte kabul edilmesi, tarafların haklarını koruyan esnek bir ispat rejimi oluşturmuştur. İade yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde ise başvurulabilecek hukuki yollar mevcuttur.


Son yıllarda ülkemizde yaşanan ekonomik açıdan güçlükler beraberinde insanların özellikle bankalardan kredi temini noktasında yaşadıkları çıkmazlarda sık başvurdukları işlemlerden olan inanç sözleşmeleri hususunda taraflar arasında yaşanan uyuşmazlıklar da artmıştır. Her ne kadar güven ilişkisine dayalı başlayan bir işlem olsa da ilerde yaşanabilecek her türlü ihtilafa karşı hukuki açıdan koruma altında olmak ve hak kaybına uğramamak adına sürecin avukat ile yürütülmesini tavsiye ederiz.

bottom of page