top of page
ChatGPT Image Apr 23, 2025, 04_09_37 PM.png

Reddi Miras Uygulaması: Süreler, Usul ve Borçlu (Borca Batık) Miras Hali

8 Eki
7 dakikada okunur

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında miras hukuku ilişkileri ve buna bağlı hak ile yükümlülükler genel çerçevede düzenlenmiştir. TMK maddesi 599 uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kazanırlar. Mirasbırakandan miras yolu ile mirasçılarına geçen tüm malvarlığı haklarını, alacakları ve borçları içeren hukuki bütüne tereke adı verilmektedir.


Temel miras hukuku ilkesi külli halefiyet gereği; mirasçılar yalnızca terekenin malvarlığı ve alacakları gibi aktif unsurlarını değil, aynı zamanda mirasbırakanın borçları gibi pasif unsurlarını da bir bütün olarak iktisap ederler. Bu hukuki durumun bir sonucu olarak mirasçılar, terekede yer alan borçlardan ötürü yasal olarak müteselsilen ve kendi şahsi malvarlıklarının tamamıyla sorumlu hale gelirler.


Külli halefiyet ilkesinin mirasçılar aleyhine yaratabileceği bu ağır ekonomik riskleri ve terekedeki borç yükünün olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla yasa koyucu, TMK madde 605 ve devamında reddi miras müessesesini yasal bir hak olarak tanımıştır. Türk Medeni Kanunu ile düzenlenen reddi miras hakkı; normal bir tereke söz konusu olmasına ve mirasın borçlu olması durumuna göre birbirinden tamamen farklı usul ve sürelere tabi kılınmıştır.


Reddi Miras Uygulaması: Süreler, Usul ve  Borçlu (Borca Batık) Miras Hali


3 Aylık Yasal Süre İçinde Reddi Miras Beyanı



TMK Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.

Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.


TMK Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.

Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.

Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.



**Bir mirasçının özgür iradesi ile reddi miras hakkını kullanması hukuken mümkün olup bu hakkın kullanımı 3 aylık yasal süreyle sınırlandırılmıştır. 3 aylık yasal sürenin ne zaman başlayacağı hususunda ise TMK madde 606/2 mirasçıların yasal mirasçı ve atanmış mirasçı sıfatlarına göre net bir ayrım yapmıştır.


Bu kapsamda kanunen doğrudan mirasçılık sıfatı alan sağ kalan eş, altsoy veya ana-baba gibi yasal mirasçılar bakımından üç aylık hak düşürücü süre, mirasbırakanın ölümünün ve kendilerinin mirasçı olduklarının öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.


Mirasbırakanın kendi özgür iradesi doğrultusunda bir vasiyetname ya da miras sözleşmesi akdetmek suretiyle terekesinin tamamını veya belirli bir kısmını bıraktığı atanmış mirasçılar için ise süreç daha farklı işletilmiştir. Atanmış mirasçıların reddi miras süresi mirasbırakanın ölüm tarihiyle başlatılmamış, söz konusu ölüme bağlı tasarrufun kendilerine resmen tebliğ edildiği tarihe tabi kılınmıştır. Dolayısıyla atanmış mirasçılar, adlarına yapılan tasarruf kendilerine resmi bir mahkeme bildirimi ile tebliğ edilmediği müddetçe ret süresinin aşılması tehlikesiyle karşı karşıya kalmamaktadır.



Reddi Miras Beyanında Usul ve Görevli Mahkemeler



TMK Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.

Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.

Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.



**Mirasçının 3 aylık yasal süresi içinde reddi miras hakkını kullanabilmesi için mahkemeye beyanda bulunması gerekir. Reddi miras beyanının hiçbir şart ve kayda bağlanmamış olması zorunlu olup sözlü veya yazılı olarak yapılması mümkündür. Bu süreç, hasımsız bir hukuki usulle yürütülür.


Yasal süresi içinde reddi miras beyanında bulunmak için mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi kesin olarak görevli ve yetkilidir.


Sulh hakimi, yapılan reddi miras beyanını, mirasın reddi defteri adı verilen özel bir kütüğe tescil eder ve talep halinde mirasçıya resmi bir "Mirasın Reddi Belgesi" verir.




Borçlu Miras Halinde Mirasın Hükmen Reddi



TMK Madde 605- Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.



**Tereke pasiflerinin aktiflerden fazla olması nedeniyle borca batıklık durumunun gerçekleştiği veya aktif malvarlığının borçlardan fazla olmasına rağmen vadesi gelen borçların ödenmesinde acze düşüldüğü hallerde; TMK mirasçılara ikinci bir hukuki koruma kalkanı sağlamıştır. TMK madde 605/2 hükmüne göre; borçlu miras durumunda mirasçı tarafından reddi miras beyanında bulunulmasa dahi miras kendiliğinden hükmen reddedilmiş sayılacaktır. Yani borçlu miras durumunda mirasçı "kabul beyanı" vermedikçe hükmen mirası reddetmiş kabul edilecektir.


Mirasbırakanın ölüm anında mirasın borca batık olduğu sabit ise, miras kendiliğinden reddedilmiş sayıldığı için mirasçılar her zaman bu durumun tespitini isteyebilirler. Mirasın hükmen reddi 3 aylık yasal süreye tabi değildir.

Mirasçılar, borçlu mirasbırakanın alacaklıları tarafından kendilerine icra takibi yapıldığında veya dava açıldığında, 3 aylık reddi miras süresi geçirilmiş olsa bile mirasın hükmen reddedildiğini haklı olarak ileri sürebilirler.



Mirasın Hükmen Reddi Usulü ve Görevli Mahkemeler


Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, TMK madde 605/2 uyarınca miras zaten kendiliğinden hükmen reddedilmiş kabul edilmektedir. Hukukumuzda mirasın hükmen reddi olarak adlandırılan böyle bir durumda mirasçının 3 aylık yasal süre içinde reddi miras beyanında bulunma gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır.


Alacaklılar tarafından kendilerine yönelik açılan davalarda ya da başlatılan icra takiplerinde, mirasın hükmen reddi hakkına sahip olan mirasçılar bu hukuki durumu bir def'i veya itiraz gerekçesi yaparak sorumluluktan kurtulabilirler.


Ancak uygulamada mirasçıların, mirasbırakanın borçlarından ötürü ileride karşılaşabilecekleri olası icra takipleri ve hukuki ihtilaflar karşısında kendilerini güvenceye almaları gerekebilmektedir. Bu bağlamda mirasçılar, alacaklıların harekete geçmesini beklemeden doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ilgili mirasın borçlu olduğunun tespiti davası ikame edebilirler. Mirasın borçlu olduğunun tespiti davası, doğrudan tereke alacaklılarına husumet yöneltilerek açılan çekişmeli bir dava olup davada hukuki yararın varlığı ve çekişmeli yargının niteliği gereği bu davanın hasımsız olarak açılması mümkün değildir.


Mahkeme, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla tüm aktif malvarlığı ile pasif borç yükünü resmi kurumlar aracılığıyla araştırır ve neticede borçların varlıklardan fazla olduğunu tespit ederse; mirasçıların borçlardan sorumlu olmadığı yönünde tespit kararı tesis eder.



Mirasın Hükmen Reddini Geçersiz Kılan Zımnen Kabul Halleri


Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli olsa dahi, Türk Medeni Kanunu ile mirasçılara tanınan mirasın hükmen reddi hakkı mutlak ve sınırsız bir güvence teşkil etmez. Yasa koyucunun mirasçılara sağladığı bu koruma kalkanı, mirasçıların tereke açıldıktan sonraki fiili tutum ve davranışlarıyla ortadan kalkabilir. TMK madde 610/2 ile bu koruma kalkanının sınırı net bir biçimde çizilmiştir.


TMK madde 610/2 "Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez." şeklinde açıkça düzenlenmiştir. Kanun lafzından açıktır ki mirasın reddine dair yasal süreç bitmeden terekeyi benimsediğini veya tereke üzerinde tasarrufta bulunduğunu gösteren mirasçılar, mirası zımnen kabul etmiş sayılırlar. Mirasın zımnen kabulü, mirasın hükmen reddi hakkını da geriye dönülmez biçimde ortadan kaldırır.


TMK madde 640 gereğince mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılar arasında tereke üzerinde bir elbirliği mülkiyeti ve borçlardan ötürü müteselsil sorumluluk doğar. Mirasın zımnen kabul edilmesiyle birlikte mirasçı, TMK madde 599 uyarınca mirasbırakanın tüm borçlarından ötürü kendi şahsi malvarlığıyla sınırsız olarak sorumlu konumuna gelir.


Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre iyi niyetle veya bilgisizlikle yapılmış olsa dahi mirasın hükmen reddi hususunda hak kaybına yol açan ve mirasın zımnen kabulü sayılan uygulamalara örnekler şunlardır:


- Tereke varlıklarının devredilmesi, satılması veya kiraya verilmesi,

- Mirasbırakanın vadeli/vadesiz banka hesaplarındaki paranın çekilmesi ve bu paranın şahsi ihtiyaçlar veya olağan dışı ödemeler için harcanması,

- Mirasbırakanın üçüncü şahıslardan olan alacaklarının talep edilmesi veya doğrudan tahsil edilerek tereke dışına çıkarılması,

- Olağan yönetim sınırının aşılması ile tereke kaynaklarıyla cenaze giderleri gibi zorunlu harcamaların ötesinde lüks tüketim yapılması ya da alacaklılar arasında ayrım gözetilerek bazı borçların seçici olarak ödenmesi,

- Tereke alacaklılarının icra takiplerini sonuçsuz bırakmak amacıyla terekeye dahil varlıkların saklanması, gizlenmesi veya deftere yazdırılmaması.



Bu doğrultuda görülmektedir ki; borçlu miras ile karşı karşıya kalan bir mirasçının şahsen tereke borçlarından dolayı sorumluluk altına girmemesi ve mirası hükmen reddetmiş sayılabilmesi için TMK madde 610/2 uyarınca terekeye karışmamış olması gerekmektedir.



Resmî Defter Tutma

Mirası reddetme hakkı bulunan bir mirasçının, yasal süresi içinde terekenin resmî defterinin tutulmasını talep etme hakkı TMK madde 619- 631 arasında düzenlenmiştir. Süresinde ve usulüne uygun bir talep üzerine resmî defter, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tutulur. Bu resmi deftere terekeye ait tüm aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle işlenir.


TMK Madde 619- Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir.

Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur.


Resmî Defter Tutma Süreci Nasıl İşler?

- Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını, alacak ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilan yoluyla çağırır. Bu çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar.

- Resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacaklar ve borçlar, deftere doğrudan geçirilir.

- İlanda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer. Defter, bu tarihten başlayarak ilgililerce incelenmek üzere en az bir ay süreyle askıda kalır.

- Defteri inceleme süresi bittikten sonra mahkeme, her mirasçıyı bir ay içinde beyanda bulunmaya çağırır. Mirasçılar bu süre içinde mirası reddettiğini, resmî tasfiye istediğini, deftere göre kabul ettiğini veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir.

- Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer.



Resmî Defter Tutma Sürecinde İcra Takipleri ve Davaların Durumu

TMK Madde 625- Resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz.

Bu süre içinde zamanaşımı işlemez.

Acele hâller dışında, davalara devam edilemiyeceği gibi, yeni dava da açılamaz.



Resmî Defter Tutma Sürecinde Reddi Miras Hakkının Korunması


Eğer mirasçılar, mirasın borçlu olup olmadığı hususunda emin değiller ise; terekenin mevcut durumunu net olarak tespit edebilmek ve mirası reddedip reddetmeme konusunda karar verme olanaklarını koruyabilmek amacıyla TMK madde 619 uyarınca süresi içinde Sulh Hukuk Mahkemesi'nden resmî defter tutulmasını talep edebilirler.


TMK madde 619 ile sabittir ki sadece mirası reddetmeye hakkı olan mirasçıların resmî defter tutulmasını talep etme hakları vardır. Yani mirasın zımnen kabulü niteliğindeki işlemleri yapan bir mirasçının artık reddi miras hakkı kalmamış olduğundan, resmî defter tutulmasını talep etme hakkı da ortadan kalkacaktır.


Resmî defter tutulması neticesinde borçlu bir miras ile karşılaşıldığında, reddi miras hakkının kaybını önlemek adına bu süreçte mirasçıların tereke malları üzerinde sadece zorunlu yönetim işlerini yapmaları ve zorunlu işlerin ötesinde hiçbir tasarrufi işlemde bulunmamaları büyük önem taşımaktadır.


TMK Madde 624- Defter tutma süresince ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir.

Mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi sulh mahkemesince kendisine bırakılan mirasçıdan diğer mirasçılar güvence göstermesini isteyebilirler.

bottom of page